gokirmak37.sitemynet.com
turkeydeb.jpg

*GİRİŞ
11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali 2006
Cide Festivali 2006 - 2
Cide Festivali 2006 - 3
Rıfat Ilgaz ve Cide'si / Ali ŞAHİN
30. Çatalzeytin Festivali 2006
Abana Festivali 2006
...Abana
Devrekani Festivali
Kastamonu
Daday
İnebolu
20. Taşköprü...
...Sarımsak...
... Festivali ...
... 2006

11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali 2006


cide_fest06_002.jpg

8 Temmuz 2006 Cumartesi / 11:00 Panel: "Rıfat Ilgaz"ın Şiiri"

Enver Ercan (Şair - Yazar - Türk Yazarlar Sendikası Genel Başkanı) / Mustafa Köz (Şair) / B.Sadık Albayrak (Yazar)

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

cide_fest06_007.jpg

cide_fest06_031.jpg

8 Temmuz 2006 Cumartesi 13:30 Doğaçlama Çocuk Tiyatrosu: "Kumdan Betona ve Cideli Çocukların Öyküsü"

Emel Dinseven - Belgin Türkyılmaz (Katılmadı / Yerine soldaki iki bayan katıldı) - Sadık Albayrak

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

cide_fest06_073.jpg

8 Temmuz 2006 Cumartesi 15:30 Panel: "İran: Bölgedeki Mayın"

Mustafa Balbay (Yazar)

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

M. Balbay, aşağıda yer verdiğimiz Cumhuriyet'te 07.07.2006 günü yayımlanan haritalar üzerinde gazetede çıkan haberini açtı özellikle; Balkanlarda oynanan oyunun ortadoğuda da aynen sahnelenmeye çalışıldığını vurgulayarak "Anadolunun Birliği" olmadan "Avrupa Birliği" ortaklığımızın olamayacağını belirtti. Panel sonrası da açıkhavada kitaplarını imzaladı.

cide_fest06_049.jpg

c010300.jpg

Yazıya ek olarak büyük Ortadoğu bölgesine ait, biri bugünkü, diğeri de gelecekteki olası ve olması gereken sınırları gösteren iki harita sunuluyor. Irak üçe bölünüyor. Büyük bir Kürt devleti öngörülüyor.

ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde, istikrar için sınırların değiştirilmesi öngörülüyor
'Ortadoğu yeniden çizilsin'

ERGİN YILDIZOĞLU
____________________________________________________________________

Gül'le Rice, ortak vizyon belgesine imza atarken, emekli albay Ralph Peters, AFJ'deki yorumunda Türkiye'yi kaybedenler arasına kattı. Ortadoğu'da istikrarsızlığın en önemli nedeninin Avrupalıların kendi çıkarları doğrultusunda çizdikleri sınırlar olduğunu savunan Peters'a göre, yeni sınırlar azınlıkların durumu gözetilerek çizilmeli.

********

LONDRA - ABD ve Türkiye Dışişleri bakanlarının, birbirlerinin çıkarlarını gözeteceklerini vurgulayan bir ortak strateji belgesine imza attıkları hafta, Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde (Armed Forces Journal-AFJ) yayımlanan bir yorum, önümüzdeki yıllarda, Ortadoğu'da istikrarın sağlanabilmesi için sınırların yeniden çizilmesi gerektiğini, bu süreçte, birçok ülkenin yanı sıra Türkiye'nin de kaybedenler arasında yer alacağı yönünde bir öngörüde bulunuyordu.

20'den fazla yayımlanmış kitabı ve yüzlerce yayımlanmış makalesi olan, emekli albay Ralph Peters AFJ dergisindeki yazısında, Ortadoğu'da istikrarsızlıkların en önemli nedeninin, Avrupalıların kendi çıkarları doğrultusunda, gelişi güzel çizdikleri sınırlar olduğunu savunuyor. Peters, bu sınırların bölgedeki azınlıkların durumu göz önüne alınmadan yeniden çizilmedikleri taktirde bu istikrarsızlıkların sonu gelmez diyor.

Yazıda Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ta yaşayan, nüfusları 27-36 milyon arasında olduğu hesaplanan Kürtlerin bağımsız bir devlet sahibi olması gerektiğine özellikle vurgu yapıldıktan sonra, bu ''Bulgaristan'dan Japonya'ya kadar uzanan bölgede en Batı yanlısı ülke olacaktır'' deniyor.

'İşgal edilmiş bölge'
Peters'e göre, Türkiye'deki Kürtlerin yaşam koşullarında son yıllarda az da olsa iyileşme gerçekleşmiş olsa da, son gelişmelerden sonra, ''Türkiye'nin beşte birini oluşturan doğusunun işgal edilmiş bir bölge olarak görülmesi gerekiyor'' .

Yazar, İsrail'in de 1967 sınırları öncesine çekilmesinin istikrarın sağlanması için mutlaka gerekli olduğunu vurguladıktan sonra, Suudi Arabistan'ın Mekke üzerindeki yönetim tekelinin bir başka çok önemli sorun olduğuna dikkat çekiyor. Peters'a göre Mekke'nin Vahabilerin denetiminden alınıp, dünyadaki diğer Müslüman grupların ortak ve rotasyonlu yönetimine verilmesi bir ''Süper Vatikan'' yaratacak, çok yararlı bir tartışma ortamı oluşmasına olanak sağlayacak.

Irak üç parçaya bölünüyor
Amerikan Ordusu Harp Akademisi tarafından çıkarılan Parameters dergisinde strateji konularında yazılar yazan, New York Post gazetesi köşe yazarlarından, bu yıl bir analizi şubat ayında muhafazakâr The Weekly Standart'a kapak olan Peters, yazısına ek olarak Büyük Ortadoğu bölgesine ait, biri bugünkü diğeri de gelecekteki, olası ve olması gereken sınırları gösteren iki harita sunuyor.

Bu haritalarda, Irak'ın üçe bölündüğü, Türkiye, Suriye, Iran, Pakistan, Suudi Arabistan'ın büyük ölçüde toprak yitirdiği, buna karşılık, İran, Irak, Suriye, Türkiye'den kopan parçalar üzerinde büyük bir Kürt devletinin, Suudi Arabistan'da Mekke ve Medine'yi içine alan bir kutsal İslam devletinin, İran'da bağımsız bir Belucistan'ın oluştuğu, Afganistan'ın, Azarbeycan'ın Ürdün'ün, Yemen'in, diğer bir değişle Amerika'nın kimi yakın müttefiklerinin topraklarını genişlettiği görülüyor.

Ralph Peters'in bu yazısının 1863'ten bu yana kesintisiz yayımlanan Army Forces Journal'da yer almış olması, Pentagon koridorlarında, nelerin tartışıldığına ve geleceğe ilişkin hangi öngörülerin ciddiye alındığına, hangi planların yapılmakta olduğuna ilişkin önemli ipuçları veriyor.

Cumhuriyet, 07.07.2006

****

GÜNDEM / MUSTAFA BALBAY

ABD'nin Bölge Haritası-1: Kürtlere Kan Vaadi!
____________________________________________________________________

ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde yayımlanan yeni Ortadoğu haritası ve haritanın yorumu, yeni bir yorum gerektirmeyecek kadar açık.

Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından dünyanın tek kutup merkezi olmayı hedefleyen ABD'nin bölgemizdeki haritaları yenilemeye niyetli olduğunu yıllardır yazıp çiziyoruz. Konuya ilişkin konferanslarda buna vurgu yapınca insanların yüzünde değişiklikler hissederim... Kimileri, kaygıyla başını sallar... Kimileri ''acaba'' gibilerden donuklaşır... Kimileri, işin o noktaya varmasının güç olduğunu ima eden bir ifade takınır... Böylesi durumlarda şakayla karışık seslenirim:

''Arkadaşlar, ben bu konularda kitapsız biri değilim... Balkanlar'ı dolaştım; Bal-kan-lar, diye yazdım... Hem bal tadının hem kan kokusunun keskin olduğu bir coğrafya... Orta Asya'ya gittim; Orta-daki Asya Ülkeleri diye yazdım... Irak'a gittim; Kerbela, Kerbela'ya dönmüş, diye düşündüm...''

Sözün özü görünen harita kılavuz istemiyordu... Son haritanın ABD'nin Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde çıkması, haritanın yorumunu da Ergin Yıldızoğlu 'nun anlatımıyla 20'den fazla yayımlanmış kitabı ve yüzlerce makalesi bulunan emekli albay Ralph Peters 'in yapması bir kez daha durup düşünmeyi gerektiriyor.

Ben de haritaya ilişkin gözlemlerimi, birkaç bölümde ve yazıda aktarmaya çalışacağım...

***

Haritanın Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren boyutu, ''Özgür Kürdistan'' ın sınırlarına ilişkin. Türkiye, Suriye, Irak ve İran'dan topraklar alınıyor ve Kürtlere veriliyor. Kürtler, Karadeniz'den kıyıya açılıyor. Demek ki, Akdeniz olmadı Karadeniz verelim, dediler.

Akdeniz niye olmadı?

Bizce orada ayrı bir harita var!

ABD'nin dost ve müttefik ülkelerle ilgili 21. yüzyıl stratejisi şu:

1- Bu ülkeleri kopmaz bağlarla yanımızda tutalım.

2- Bu ülkelerin bölgesinde güçlenip bizim politikalarımızı etkileme, karşı çıkma noktasına gelmesine izin vermeyelim.

Son olarak Dışişleri Bakanı ' ABD'ullah Gül 'le ABD Dışişleri Bakanı 'Condi' nin ilan ettiği stratejik ortak vizyon belgesinde de yer aldığı gibi ABD, Türkiye'yi bölgedeki tüm politikalarında kullanabileceği kaldıraç olarak görmek istiyor. Bunu yaparken de ''dostça'' ''küçültmeyi'' planlıyor!

***

7 Temmuz Cuma günü Cumhuriyet'in manşetten yayımladığı haritaya bir başka gözle bakınca şu yorumu da yapabiliriz:

Yeni mayınlı bölgeler oluşturulmuş!

Bu mayınların tam ortasında da Kürtler var. Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ta yaşayan Kürtler ''Özgür Kürdistan'' ın kurulmasıyla ortak bir devlete sahip olacak.

Bu durumda topraklarını kaybeden ülkeler ne yapacak?

ABD bir güzel oturmuş, emek harcamış, harita yapmış, kırmayalım, gereği neyse yapalım mı, diyecek...

Bunu demeyecek, doğal bir refleksle kendisini korumak isteyecektir. Bu durumda da bölgede daha çok kan dökülecektir. İran, Suriye, Türkiye yönetimi bu sorun etrafında yakınlaşacaktır. Bunun devamında belki de en çok zarar gören Kürtler olacaktır. Haritanın zora girmesiyle Kürtleri ilk satan da (tarihte olduğu gibi) Amerika olacaktır!

Bu harita Kürtlere devlet değil, kan vaat ediyor!

Haritanın Irak'a ve Araplara yansımasını yarına bırakalım...

ankcum@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet 10.07.2006

***

GÜNDEM / MUSTAFA BALBAY
ABD'nin Bölge Haritası-2: H-Arap Dünyası!
____________________________________________________________________

ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde yayımlanan yeni Ortadoğu haritasının Irak ve güneyine ilişkin bölümünün özeti şu:

Artık Arap yok; Şii var, Sünni var, mezhepler var, azınlıklar var...

Haritanın yorumcusu Ralph Peters , yazısının Irak paragrafında aynen şöyle diyor:

''...Birbirine uymayan parçaların bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu ucube devlet derhal üçe bölünmeliydi...''

Belki derhal değil ama, usul usul bunu yapmaya çalışıyorlar. Irak'ın Devlet Başkanı Celal Talabani , Irak'ın kuzeyindeki hükümetin başında Barzani var. Son alınan kararla, Araplar Kuzey Irak'a girerken bir çeşit vize almak zorunda kalacak.

Gül 'le Rice 'ın ABD'de açıkladıkları stratejik ortak vizyon belgesinin Irak tümcesi şöyle:

''Birleşik Irak'ta istikrarın, demokrasinin ve refahın teşvik edilmesi...''

Bugünkü haritaya bakarsak, Irak zaten birleşik! Anlaşılan ABD, önce bölünmeyi kafalara yerleştirecek, sonra birleşme için çaba harcayacak. Parçalı Irak haritasının Gül ABD'de iken kamuoyuna yansıması; stratejik ortaklığın, affedersiniz kaderin cilvesi olsa gerek!

Ülkeleri ayırarak birleş demek şu olsa gerek:

Bir leş!

****

Irak'ı Kürt devletinden sonra, Şii-Sünni diye ayrıca ikiye bölenler şunu ikinci plana itiyor:

Iraklıların yüzde 75'i birinci kimlik olarak bağlı olduğu aşireti görüyor. Öyle aşiretler var ki, bir bölümü Şii, bir bölümü Sünni... Bu durumda ne olacak?

Gelecekteki yeni iç gerginliklerin tohumu hazırlanmış olacak. Gerektiğinde ayrılıklar için özel olarak hazırlanmış verimli topraklara serpilecek!

Iraklı Şiilere bir iyilik daha yapmışlar, Suudi Arabistan ve İran topraklarından bölümler vermişler. Böylece İran ve Suudi Arabistan'ın Basra Körfezi kıyısındaki toprakları çok büyük ölçüde azalmış.

Bu durumda İran herhalde şöyle düşünecek:

Kürtlere bir miktar toprak verdik, şimdi Şiilere vermezsek gönül koyarlar. Basra kıyılarımızın bir bölümü onlara feda olsun!

Kara mizah bir yana böyle olmayacağına göre; Basra'nın etrafında da yeni ateş çemberleri hazırlanıyor, demektir.

Suudi Arabistan'ın güneydeki topraklarının bir bölümünün Yemen'e verilmesi, Mekke ve Medine'de de Kutsal İslam Devleti'nin kurulmasının öngörülmesi şöyle özetlenebilir:

ABD, Suudi Arabistan'ı gözden çıkarmış!

Faysal ailesine ''fay sal'' mış, bu fay hatlarında usul usul enerji biriktirmeye başlamış!

****

ABD'nin Arap dünyasıyla bu kadar rahat oynamasının bir nedeni şu:

Bugünkü yöneticilerinin çoğunu kendisi seçti, kendisi yetiştirdi, kendisi destekliyor!

Buna dayalı olarak da istediği an düşürebileceğini düşünüyor. Suudi Arabistan ve onun etrafındaki küçük ülkeleri yöneten aileler çocuklarını küçük yaşta ABD ya da İngiltere'ye gönderiyorlar. Orada bir güzel eğitiliyorlar, yoğruluyorlar; 30'lu yaşlara gelince de yönetmek üzere ülkelerine dönüyorlar!

Dünyayı daha çok kendi içindeki yarıştan ibaret sayan Arap ülkelerini hiç de tatlı olmayan bir gelecek bekliyor. Sovyetler Birliği döneminde ABD'nin işine gelen; Arap milliyetçiliğiydi... Şimdi bunun bütünleştirici olduğunu düşünüyor ve mezheplere, ailelere bölüyor...

Arap dünyası bu gidişe uyanıp ortak bir bakış sergileyebilirse, ne âlâ...

Sergileyemezse?

Harap dünyasına hoş geldiniz!

Cumhuriyet 11.07.2006

***

GÜNDEM MUSTAFA BALBAY

ABD'nin Bölge Haritası-3: Hazar Mezar Olmasın!
____________________________________________________________________

Bugün ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayımlanan haritanın kuzeydoğu kısmına yakınlaşalım. Haritaya Hazar çevresinden bakalım...

Genel haritalarda pek belli olmaz ama; Hazar, Karadeniz'den büyüktür. Kapalı bir deniz olması nedeniyle halen uluslararası statüsü tartışmalı. Hazar'ı çevre leyen 5 ülke; Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran ve Azerbaycan, Hazar deniz mi yoksa göl mü, anlaşamıyor!

Deniz sayılırsa, ortasındaki bölge uluslararası sulara girecek; göl kabul edilirse, kıyıdaş ülkeler tarafından bütün Hazar pay edilecek. Anlaşmazlığın nedeni Hazar'ın üstünden çok dibi. Yeryüzünde bilinen petrol rezervlerinin yüzde 18'i Hazar ve çevresinde... ABD, Hazar'ı sadece Hazarlılara bırakmamak için şu aşamada bölge ülkelerinin anlaşamamasından memnun!

Anlayacağınız, Hazar'ın dibi yok!

Hitler , 2. Dünya Savaşı'nda Moskova üzerine yürürken asıl hedefi Hazar idi. Burada petrol yataklarına ulaşacak ve gücüne güç katacaktı.

ABD, Hazar'la Karadeniz arasındaki bugünkü sınırlardan pek memnun değil. Malum haritada bunun da yenilenmesi öngörülüyor. ABD'li stratejistlere göre, Hazar'la Karadeniz arasındaki 600 kilometrelik çizgide 200 kadar dil konuşuluyor. Onlara göre bu dağılım, 50 devlete gebelik edebilir!

***

Harita, İran'ın Hazar kıyısındaki topraklarının bir bölümünün Azerbaycan'a verilmesini öngörüyor. Azerilerin ''dünyada en çok Azerinin yaşadığı Bakû'dan sonraki ikinci büyük kent'' dediği Tebriz ise Kürtlere veriliyor.

Böylece bir taşla üç kan dökülecek!

İran ile Azerbaycan'ın arası açılacak...

Azerilerle Kürtler Tebriz'i paylaşamayacak...

Türkiye ile sınır topraklarının büyük bölümünü ''Özgür Kürdistan'a'' kaptıran İran, Kürtlere de düşman olacak...

Arada Ağrı Dağı da Ermenistan'a verilecek...

İran bugün, Azerilerin dikkatini İran içindeki Azerilere çevirmemesi için Ermenistan'ı destekliyor. Azerbaycan topraklarının beşte birini oluşturan Dağlık Karabağ'ı işgal eden Ermenistan'ın önemli çıkış yerlerinden biri İran.

İran'ın bütün dikkatini Hazar ve Basra kıyılarında tutmak olmaz. Bir başka yerden de iğnelenmeli ki, savunma gücü iyice zayıflasın... Bunun için İran'ın Hint Okyanusu'na açılan bölümünden bir miktar toprakla, Pakistan'dan alınan bir bölüm ''Özgür Belücistan'' olarak tarih sahnesine çıkacak.

Böylece Pakistan da Afganistan operasyonunda ABD'ye verdiği desteğin ödülünü almış olacak!

***

Harita, Ortadoğu eksenini kapsadığı için Hazar'ın üst kısmıyla ilgili ''özel çalışmaları'' içermiyor.

Kafkaslar'ın kendi içindeki dil zenginliğini barış fakirliğine çevirmek isteyen ABD'nin bu yöndeki haritaları bugün gün ışığına çıkarılmıyor... Ancak Balkanlar'daki parçalanma senaryolarının 1970'lerde yazılmaya başlandığı dikkate alınırsa, Kafkaslar'da nelerin hesaplandığını öngörmek zor değil...

Haritaya göre Türkiye, Kafkas coğrafyasından büyük ölçüde koparılmış oluyor ama, Türkiye'nin bu bölgeyle bir dizi ortak bağları var. İran içindeki Azerilerin olası bir karmaşada yönünü ne tarafa döneceğine ilişkin senaryoların da çok zengin olduğunu vurgulamadan geçmeyelim! Kim bilir, belki de Türkiye'deki ''turan'' cıları İran'a doğru ''to run'' diye koşturtacak bir proje bile düşünüyorlardır...

Pazartesi günü Kürtler, önceki gün de Arap dünyası için altını çizdiğimiz kanlı tablonun Hazar bölümü de biraz pazar, biraz mezar kokuyor!

Türkiye'nin haritayı genel olarak nasıl okuması gerektiği konusunu da yarına bırakalım...

ankcum@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet 13.07.2006

cide_fest06_093.jpg

mail_27.jpg

mail_28.jpg

mail_29.jpg

mail_31.jpg

mail_32.jpg

mail_33.jpg

mail_34.jpg

30848_8788.gif

mail_35.jpg

mail_36.jpg

mail_38.jpg

cide_fest06_011.jpg

cide_fest06_048.jpg

cide_fest06_062.jpg

c110100.jpg

c110200.jpg

GÜNDEM
M-izah Tarzı!

MUSTAFA BALBAY
______________________________________________________

6 Temmuz 1995'te yitirdiğimiz Aziz Nesin , 7 Temmuz 1993'te yitirdiğimiz Rıfat Ilgaz 'ın anısına...

****

Onu bilir, onu söylerim:

Bir konuyu, bir olayı, bir kişiyi gülünç hale getirmek kadar ciddi bir eleştiri yoktur!

Bu yüzden de mizah, en güçlü anlatım biçimlerinden biridir. İnsan aklının rafine ürünlerinden olduğu için bellekte kalması da kolaydır. Gücünü biraz da bundan alır. Her şeyi öğüten zaman onu da midesine indirir ama, hazmı da çok kolay değildir.

Bir toplumda mizahın gelişmesi için aynı zamanda hoşgörünün de olması gerekir. Hoşgörünün yerini horgörünün aldığı toplumlarda mizah gelişemez; geri kalır, toplum da bundan payını alır. O nedenle ortaçağda mizah yasaklanmış, daha sonraki yüzyılların diktatörlük ve yobazlık rejimlerinde de horlanmıştır.

Rönesansın tan yeri mizahtır... Sonrasında mizahın ışığını güçlendiren de rönesans olmuştur.

Dünyada mizah ağacının en çok meyve verdiği coğrafyalar listelense, Anadolu önde gelir. Ezop 'tan Nasreddin Hoca 'ya, Neyzen Tevfik 'ten Aziz Nesin'e mizahın en ekşi, en tatlı meyveleri Anadolu'da çekirdeklenmiştir.

Anadolu'da yetişen bu değerler, toprak verimli olduğu için çok meyve vermiştir. Anadolu insanının mizah gücü, insanda birden gün ışığına çıkmış duygusu uyandırır. Mizah Anadolu insanının yaşamında, masalında, türküsünde yaşar. Türkülerimizde de mizahın çok güzel renkleri vardır. Sevdiğinden olmayacak şeyler isteyen bir kişi için şu türküye ne dersiniz:

Minareden at beni, in aşağı tut beni!

****

Dünyanın pek çok ülkesinde ekonomi kötüye gittiğinde toplumsal patlama olur. Bu Türkiye'de neden olmuyor, sorusuna verilebilecek ilk yanıtlardan biri şudur:

Türk milleti bomba mı ki, patlasın!

Türklerin patlamamasının elbette pek çok nedeni var; bence bunlardan biri mizah... Güleriz ağlanacak halimize, sözü bundan doğmuş olmalı...

Bir konuyu irdelemeye hazırlanırken sık sık şu duyguya kapılmışımdır:

Şimdi bunu çok ciddiye alırsam, bana gülerler... O zaman gülünç hale getirmeli!

Böyle bir durumda benim için bulunmaz hazine, o güzelim Türkçemiz...

Türkçe hem anlatım gücü hem de çoğalma gücü bakımından mizah için en elverişli dillerden biri.

''Sözcük'' sözcüğünün içinde bile ''özcük'' var!

Çok demokratik olduğunu iddia eden ama üyelerine söz hakkı tanımayan, kesin itaat isteyen bir liderin ''örgütü'' için bu sözcüğü ortadan ikiye bölüp fısıldamak yetmez mi:

Ör... Güt!

****

Mizah-iktidar ilişkisi çağımızın da denklemidir. Yobaz diktatör yönetimlerinin hedefi haline gelenlerin başında mizah ve mizahçılar vardır.

Peki bu güç sadece gülmek için kullanılırsa?

O zaman mizah gülünç duruma düşer.

Bu kaygımızın nedeni şu:

Aman kara mizahın yerini para mizah almasın!

Gülmek insanoğlunun en güzel yanı...

Düşünmek de en işlevsel yanı...

Zaten mizah da ikisini birleştiriyor; ''güldüşün'' oluyor...

Güldüşün ile ortaya aklın aydınlığı çıkar, uygarlık çıkar, insan çıkar...

Mizahı boş gülmecilerin elinden çekip alırsak... Türkiye'yi karanlıktan, yobazlıktan kurtaracakların başında her şeye karşın mizah var.

Halkımız, hiç gitmeyecekmiş gibi gelenleri gülünç hale getirmesini bilecek güçtedir...


ankcum@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet 09.07.2006

'Masa başı pehlivanları'

BAHADIR SELİM DİLEK
______________________________________________________

Ortadoğu'yu yeniden şekillendiren harita Ankara'da tepki çekti. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi haritayı çizenlerin 'masa başı pehlivanları' olduğunu söyledi

ANKARA - ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde çıkan ve Ortadoğu'da sınırların yeniden çizilmesini, Türkiye topraklarının bir bölümünü de içine alacak şekilde ''özgür Kürdistan'' kurulmasını öngören harita, Ankara'yı kızdırdı. Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, bu tür haritaları hazırlayanları ''masabaşı pehlivanı'' olarak nitelendirdikten sonra, ''Türkiye'de de bu tür felaket senaryolarına göre sınırları yeniden çizen düşünce kuruluşları mevcut. Bu düşünce kuruluşlarında, 'ihtimaliyat planlaması' da yapılıyor. O senaryolarda ise Irak'ın sınırlarının bazı bölge ülkeleri lehine bayağı küçüldüğünü görmek mümkün. O haritalarda pek yeni devlet görünmüyor da Irak küçülüyor'' diyerek ABD'ye ince bir mesaj gönderdi.

ABD Silahlı Kuvvetler dergisinde emekli albay Ralph Peters 'ın yazdığı ve Ortadoğu'da istikrarsızlığın en önemli nedeninin Avrupalıların gelişigüzel çizdikleri sınırlar olduğu belirtilerek ''Azınlıkların durumu gözetilerek yeni sınırlar çizilmeli'' görüşünü ileri sürdüğü yazısı, Ankara'da tepkiyle karşılandı. Söz konusu yazıya ve yazıya ek olarak dergide yer alan haritalara ilişkin Türkiye'nin tepkisini Cumhuriyet 'e aktaran bir Dışişleri yetkilisi, ''Irak'ın üçe bölünmesiyle ilgili senaryolar bugüne kadar çok çeşitli çevrelerce ileri sürüldü. Bunları hazırlayanları masa başı pehlivanları olarak adlandırmak mümkün. Bunlar Irak'ta mevcut durumun iyiye gitmesini mümkün görmeyip, çekilme senaryolarına ağırlık verenlerdir. Ve de bu çekilme sırasında da Irak'ı istedikleri gibi üçe bölüp gidebileceklerini sanan masa başı uzmanlarıdır'' değerlendirmesini yaptı. Üst düzey yetkili, ''O tür masa başı uzmanlarına bizim tavsiyemiz şu olur: Irak'ta böyle bir gelişmeye izin verirseniz, ülke hakikaten bölünür de mesela Kuzey Irak için belirlenen sınırlar, o tahayyül edilen sınırlar mı olur, onu önce Sünniler ile Şiilere sorsunlar, yani Irak halkına...'' dedi.

Sözlerini, ''Uzaktan gazel okumakla ve bölge insanını kışkırtmaya kalkışarak kalıcı çözüm getiremezsiniz. Biz ise Irak'ın bir bütün olarak bölgede oynaması gereken denge rolünü sağlamak için zor olanı başarmaya çalışanlarla birlikte uğraşıyoruz. Bu kesimlerse, bölgeyi tanıyan ileride neler olabileceğini iyi kestiren kesimlerdir'' şeklinde sürdüren Dışişleri yetkilisi, ''Türkiye'de de bu tür felaket senaryolarına göre sınırları yeniden çizen düşünce kuruluşları mevcut. Bu düşünce kurumlarında, çeşitli 'ihtimaliyat' planlamaları da yapılıyor. O senaryolarda ise Irak'ın sınırlarının bazı bölge ülkeleri lehine bayağı küçüldüğünü görmek mümkün. O haritalarda pek yeni devlet görünmüyor da Irak küçülüyor'' diyerek ABD'de Ortadoğu haritasını yeniden çizmeye niyetlenen kesimlere ince bir mesaj gönderdi.

Peters yazısında, son gelişmelere göre, Türkiye'nin doğusunun işgal edilmiş bölge olarak görülmesi gerektiğini ileri sürmüştü. Yazının yanında yer alan haritada ise Türkiye, İran ve Suriye'den toprak alarak kurulan ''özgür Kürdistan'' , Irak'ın güneyinde kurulan ''Şii Arap devleti'' , Mekke ve Medine'nin içinde yer alacağı ''kutsal İslam devleti'' gösterilmişti.
Cumhuriyet 10.07.2006

cide_fest06_181.jpg

cide_fest06_085.jpg


anasayfaya dön

anasiteye dön

cidefestivali2006_0000.jpg